17 Ocak 2016 Pazar

122 gün...ve mutlu yıllar güzel çocuk.

Yüz yirmi iki gün
Yetmiş üç paket sigara
Biraz votka, biraz bira
Bolca şarap.
Beyaz dumanın altında saklı kırmızı gözlerim
Daha fazla düşünmemek için art arda sarılmış esrar kağıtları
Diplerine kadar tüketilmiş, bir köşeye atılmış.
Başı kopmuş bir Pan biblosu
"Great Pan is Dead."
Bütün tanrılara savaş açmıştım, öyle değil mi?
Hepsini benliğimden çekip atarken, neden kazanamıyorum öyleyse
Neden o basamaklar bir türlü sana çıkmıyor?
Yüz yirmi iki gün
Tozlanmaya bırakılmış bir levha
Üzerinde Don Kişot'un minimalist hatları
Bir kolaj, iki benlik; siyah ve beyaz
Iki rengi ayıran güzel bir yüzün ince çizgisi
Küçük bir burun, daha küçük bir ağız
Karanlık gözler...
Yüz yirmi iki gün
Sarı sayfalara karalanmış sekiz yüz mısra
Sayısız paragraf
Yüz yirmi iki gün
Sekiz randevu, unutmak için girişilen bir çabanın ürünü tek bir ilişki
Sekiz önemsiz beden
Sekiz ayrılık
Yüz yirmi iki gün...Kırgın. Kayıp.
Düşmek için bekleyen ama buna cesaret edemeyen sonsuz gözyaşı
Ve geriye kalan altı yıl
Bir de hayaller...Dağ, Orman ve Ay.

Şimdi o karanlığı öldürmenin vakti geldi, güzel çocuk.
Yada onu kaçınılmaz bir şekilde kabullenmenin
Onu kullanmanın...

Seçimlerin gece ile gündüz arasında bir yerlerde, kolayca değişebileceği bir dünyada yaşıyoruz ne de olsa
Bunu bana sen öğrettin,  değil mi?

Iyi ki doğdun güzel çocuk
Mutlu yıllar.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder